Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tevazu
09 Şubat 2012, 12:08

TEVAZU…

Tevazu kibrin zıddıdır. Kibir, haddini bilmemek, kendinden başkasını beğenmemektir. Bunun en tipik örneği İblis (şeytan)’dır. Ona Allah-ü Zülcelal Adem’e secde etmesini emrettiğinde o kibirlendi ve şöyle bir itirazda bulundu: “Beni ateş gibi değerli bir varlıktan yarattın. Adem’i ise toprak gibi zelil bir varlıktan yarattın. Benim ona secde etmem reva mıdır?” Böylece kainatın yegane sahibi olan Allah'a itirazda bulundu, O’nun iradesini küçümsedi. Sonuç malum. Allahın rahmetinden ebedi olarak kovuldu.

Kibir sahipleri İblis’in sünnetine uymaktadırlar ve Allah’a karşı saygısızlık yapmaktadırlar. İnsanlık tarihinde kibiri dolayısıyla helak olan insanlardan bahsedilmektedir. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim bunların bir kısmını bize haber vermektedir. Nemrut, Firavun ve Karun bunlardandır. İlk ikisi tanrılık iddiasında bulundular; ilahi davete karşı kibirlendiler ve helak oldular. Üçüncüsü ise sahip olduğu zenginliği kendi becerisi ile kazandığını ileri sürdü. Halbuki ona “Allahın sana verdiği zenginlikten yoksulları da faydalandır" denmişti de o da “Ne alakası var. Bu zenginlik benim ticaret becerimle meydana geldi” demişti. Sonuçta o da helak oldu. Görüldüğü gibi Yüce Mevla haddini bilmeyenlerin haddini hem dünyada ve hem de ahirette azapla bildiriyor. İblis’in çekeceği azab ahirettedir.
 
TEVAZU ABİDESİ HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)

O aynı zamanda bir şefkat ummanıdır. Miladi 620 yılının birinci ayının ilk günü (yani yıl başı günü) 8 sene öncesine kadar zulmeden Mekkelileri affetmişti. Biz olsak ne yapardık? Öldürmeye kastetmiş olan hasımları madem ki yendik, zelil ettik, ne havalar atardık. O öyle yapmadı. Mekke’ye bir dişi deve üzerinde (bazı kaynaklarda katır üzerinde) girmişti. Binitinin üzerinde secde halinde idi.Yani zaferin Allah’ın lütfi ile olduğunu biliyor, bu lütuf sahibinin evine girerken secde halinde giriyor. Kabe’ye varınca binitinden iniyor ve namaz kılıyor. Namazdan sonra soruyor,  Kabe’nin avlusuna dolmuş olan insanlara: “Benim size ne yapmamı bekliyorsunuz?” Cevap verdiler: “Sen bir asilsin. Asil bir babanın oğlusun.” O da ancak bir peygambere yakışanı yapıyor ve “Bugün siz hesaba çekilmeyeceksiniz. Hepiniz hürsünüz” diyerek onları bağışlıyor.
  
BAŞ GÖZÜYLE HZ. PEYGAMBERİ GÖREN CEDDİMİZ

Tevazuun bir başka örneği Yavuz Sultan Selim Han. İslam ümmetini bir bayrak altında toparlamayı amaç edinen ceddimiz büyük Sultan bu niyetle Mısır’a gider. Yolu Sina Çölü’nden geçecektir. Çölde yol alırken bir ara atından inerek yaya yürümeye başlar. Erkanı merak eder. Sultanım niçin indiniz ve yaya yürüyorsunuz? O cevap verir “Görmüyor musunuz, Allah’ın Resulü önümde yürüyor. O yaya giderken benim binitle gitmem doğru olur mu?”. Mısır İslam Birliğine dahil edilerek geri dönülür. Yol Suriye’den geçmektedir. Bir yerde Cuma namazı kılınacaktır. Hatip, Sultan adına hutbe okuyacaktır. Onun adını zikrederken “Hakimül Harameyni Şerifeyn (Mekke ve Medine'nin hakimi)” der. Sultan hemen ayağa kalkar “Hayır biz Hakimül Haremeyn değiliz, ancak biz onların hadimi (hizmetçisi) olabiliriz.” der.

Fetih ordusu zaferle döndüğünden başkent İstanbul’da büyük bir zafer şenliği ve töreni hazırlığı yapılmaktadır. O bu durumu öğrenince askerin sevk ve idaresini bir vezire teslim ederek birkaç adamıyla ordudan ayrılır ve süratli bir şekilde kimseye görünmeden Topkapı Sarayı’na vasıl olur. Ordu boğaza geldiğinde sultanı ordunun başında göremeyen İstanbullular endişeye kapılır. Yetkili kişiler bekleşenlere durumu bildirince endişe kaybolur.

Dünyayı bir sultana az gören padişahın tevazuuna bakınız. Düşünün ki onun yerine biz olsaydık ne yapardık! Girdiği her savaşı zaferle bitirmesinin hikmetini herhalde anlamışızdır. Yahya Kemal merhumun bir eseri var, Aziz İstanbul. Gerçekten okunmaya değer bir eser. Osmanlı tarihini iyi bir şekilde analiz etmiş. Yücelmenin ve gerilemenin - yıkılışın nedenlerini iyi tespit etmiş. Yavuz Sultan Selim’le ilgili yorumu çok enteresan. Onun Topkapı Sarayı’nda ilave ettiği bölümü şöyle değerlendiriyor: “Uzun bir yolculuğa çıkmış bir insan düşünün. Yolculuk yaparken yorulur ve kısa bir süreliğine dinlenmek için kendisine basit bir kulübe yapar. İşte Yavuz’un yaptığı bölüm de böyledir.

Gerileme ve yıkılış döneminin devlet erkanının dünya görüşüne bakınız. İş Lale Devri’nden itibaren belirginleşiyor. Zamanımıza doğru çok hızlı bir değişim yaşanıyor. O dönemin inşa edilen saray, kasır ve yalılarına bakınız. Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan Sarayları… Paşa yalı ve konakları, kasırları. Hem de bunlar batılı devletlerden alınan borç paralarla yapılmaktadır.

Şurası ilahi bir kanundur. Tevazu insanı yüceltir. Kibir ise alçaltır. Yönetimler de öyle.

 

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLARIMIZ

19 Rakamının Sırrı19 Mayıs 2012
 Online :  32   |     Toplam :  1202015   |     Ip Adresiniz :  38.107.179.232

Truva Reklam, Matbaacılık & Bilgisayar Ldt.Şti. | Yeni Ceyhan Gazetesi. Her hakkı saklıdır ©

YASAL UYARI: YENİCEYHAN Gazetesi; Sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.

Tasarım : KlasDizayn.Com | Altyapı: MyDesign