Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adalet Sözde Kalmasın
04 Ocak 2012, 13:35
ADALET SÖZDE KALMASIN

“ Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (NAHL:90)

Peygamberlerin gönderiliş sebeplerinden biri de insanlar arasında adaleti sağlamaktır:

“Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik…”

İslam ümmeti insanları iyiliğe yönlendiren, kötülükten sakındıran ve hayra çağıran bir ümmettir. Kötülüklerin temeli adaletsizliktir. Bir toplumda adalet hakim değilse kötülüklerin önüne geçilemez. Ya kişi kendi hakkını kendisi koruyacaktır ya da gücü yetmiyorsa ezilecektir. Her iki durum da istenilmez durumdur. Hakkın ve adaletin temini kamu gücü ile olur. Yani devlet sağlar bunu. Devleti yönetenler adil olmak durumundadır.

Konunun iyi kavranabilmesi için bir fıkra girelim: Bir gün Nasrettin Hoca balıkçıdan balık alacaktır. Tabii ki balığı kontrol etmesi gerekir. Balığın kontrolü baştan yapılır. Ancak Hoca balığın kuyruğunu koklamaya başlar. Balıkçı:

-Hocam balık baştan kokar. Halbuki siz kuyruğu kokluyorsunuz. Hoca,

-Evlat doğru söylüyorsun. Ancak baktım ki balıkta bir kokuşma var. Acaba kokuşma kuyruğa kadar gelmiş mi ona baktım demiş.

Evet, baş sağlam olursa kuyruk ta sağlam olur. Bunun en güzel örneğini İslam’ın altın çağında görüyoruz: Soylu bir aileden bir kadın hırsızlık yapmış. Durum, Hz. Peygamber (s.a.s.)' e intikal ettirilir. Yargılamanın sonunda kadının hırsızlığı kesinlik kazanır. Kadının eli kesilecektir. Araya girenler olur. Ya Resulallah, bu kadın filan kabilenin mensubudur. Eğer bu kadına ceza uygulanacak olursa o kabile dinden geri dönebilir derler. Şanlı Peygamberin cevabı, ”eğer bu işi yapan benim ciğerparem Fatıma dahi olsa adaleti yerine getirirdim olur. Medine bölgesinde Müslümanlarla Yahudiler birlikte yaşıyorlardı. O günün Yahudileri Musa şeriatına göre yaşadıklarına inanıyorlardı. Musa şeriatına göre zina edenler taşla öldürülürlerdi (Recm). Ancak soylu kişilere bu ceza uygulanmazdı. Onlara en ağır ceza bir merkebin sırtına ters yönde bindirilip sokak sokak gezdirilmek şekkinde idi.

İki ümmetin adalet anlayışı. Bir uygulama örneği daha vermek istiyorum:

Hz. Ömer (r.a.) Devlet Başkanı. Onun döneminde fetih harekatı hızla ilerliyor ve İslam coğrafyası genişliyordu. Amr. b. As (r.a.) Hz. Ömer’in fetih komutanlarından biridir. Filistin ve Mısırı fethetmiştir. Fetih sonrası da Mısır genel Valiliğine atanır. Oğullarından birisi at yarışına katılır. Ancak bir Kıpti (Mısırın yerli halkı) onu geçer. Bu oğlan buna tahammül edemez. O Kıpti’yi döver. Çevresindeki adamlar Kıpti’ye Halifeye şikayet etmesini tavsiye derler. Hrıstiyan olan Kıpti umutsuz bir şekilde Başkent Medine’nin yolunu tutar. Halifeye durumunu arz eder. Halife Ömer, Kıpti’ye Medine’yi terk etmemesini söyler ve bir ulak vasıtasıyla Genel Vali Amr b.As ile cürüm işleyen oğlunu Medine’ye celp eder. Halife davacı ve davalıları huzuruna alır. Dövme olayının gerçek olduğunu tespit edince Valiye, Ey Amr! Analar ne zamandan beri köle doğurmaya başladı der. Vali diz çökerek hıçkırıklarla ağlamaya başlar. Tabi kısas uygulanacaktır. Davacı bu manzarayı görünce davadan da vazgeçer, dininden de vazgeçer.

Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak gazetenin hacmini zorlar.

Her iki örnek bize önemli bir mesaj veriyor. Şayet adalet uygulanmasa da işte bu soylu birisi, bu da benim genel valim. Fetih ordusunun komutanı; onun sayesinde ülkemiz genişledi deseydi ne olurdu? Olacak şuydu: O idarede zayıflar ezilecekti. Onlar da ya sineye çekecek, ya da ihkakı hak (Hakkını kendisi geri alma) durumuna geçecekti. Öyle olunca da ülkede huzur ve güven kalmayacaktı.

Şanlı Peygamberimiz, vefatlarına yakın ashabını toplar ve kimin bende hakkı varsa gelsin alsın der. Uyanığın biri Ya Resulallah benim var deyince gel al der. Ne hakkın var?

-Ya Resulallah sırtıma kamçı ile vurmuştunuz. Peygamberimiz bir kamçı buldurur ve al da vur der.

-Ya Rasulullah sırtım açıktı deyince o da sırtını açar. O uyanık peygamberlik mührünü görür görmez Peygamberimizin sırtına kapanarak mührü öper. Ya Resulullah beni dövmemiştiniz. Ama ben hep o mührü öpebilme arzusu ile yaşadım. Siz de bana bu fırsatı verince ben de böyle değerlendirdim der.
Allah Ümmeti Muhammedi adalet, hak ve hukuktan ayırmasın.
Vesselam.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLARIMIZ

19 Rakamının Sırrı19 Mayıs 2012
 Online :  29   |     Toplam :  1202012   |     Ip Adresiniz :  38.107.179.232

Truva Reklam, Matbaacılık & Bilgisayar Ldt.Şti. | Yeni Ceyhan Gazetesi. Her hakkı saklıdır ©

YASAL UYARI: YENİCEYHAN Gazetesi; Sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.

Tasarım : KlasDizayn.Com | Altyapı: MyDesign