|
|
||
|
Karakter boyutu :
Çocuğunuzu Azarlayacaksanız...
Psikiyatrist Dr. İbrahim BİLGEN; Onu azarlarken çocuğun kendisini değil, yaptığı davranışı kınadığınızı belirtmeyi unutmayın.![]() ![]() ![]() Kınamak; anne ve babalar tarafından çok sıkça uygulanan hafif bir ceza biçimidir. Bunun yapılmasının da, çocuk üzerinde, anne ve babasının istemediği davranışlarının neler olduğunu, öğrenmesi konusunda ayrı bir önemi vardır. Yaptığı kötü davranıştan dolayı çocuğunuza kızarken; ona yaklaşın, gözlerinin içine bakın, ciddi bir tavır takının. Duygularınızı ifade edin, onu aşağılamayın ya da yüzünüzde öfke belirtisi olmamasına dikkat edin. Onun kişiliği yerine, onda hangi davranışını beğenmediğinizi belirtin. Örneğin,"Sen kötü bir çocuksun" yerine "Yaptığın kötü bir davranış" deyin. Onu azarlarken çocuğun kendisini değil, yaptığı davranışı kınadığınızı belirtmeyi unutmayın. Çocuğunuzu azarlarken (bu kelimenin tam anlamını bulamıyorum ve bu kelimeyi yazarken sebebini bilmediğim bir sıkıntı hissediyorum. Burada amacımın azarlamaktan daha ılımlı bir davranış sergilemeniz gerektiğini belirtmekti. Kınamak vb. olabilir. Bu konuda anlayışınıza sığınıyorum.) yürekli ve soğukkanlı davranın. Bazı çocuklar, bir takım sözlerle uzun uzadıya hırpalanmaktan ve ana babaların giderek çileden çıkmalarını seyretmekten zevk alırlar. Olumsuz bile olsa, ana babalarından böyle fazladan ilgi görmeleri bu çocukların hoşuna gider. Kınama, tek başına hafif bir cezalandırma yolu olarak kullanıldığı zaman normalde birçok çocuk için yeterli olur. Bununla birlikte, çocuğunuz azarlanınca kızıyor ve sizinle tartışmaya kalkışıyorsa, o zaman azarlamanızın pek yararı olmaz. Azarlamalar ve kınamalar etkili olmuyorsa, daha önceki yazılarımda uzun uzun bahsettiğim “Mola” yöntemini ya da öteki ılımlı hafif ceza kullanmayı düşünün. Çocuğunuzun davranışlarını düzeltme sırasında sarf ettiğiniz, azarlama davranışını, "başına kalkma" şekline dönüştürmekten sakının. Ben bu tip tek, davranış tiplerine, daha sıklıkla ergenlerin, ders çalışmaya direndikleri sırada, anne ya da babalar tarafından uygulandıklarına rastlamaktayım. Burada kullanmış olduğum "dırdır" etmek ise; ardı ardına çocuğunun kusurlarını sıralamak, azarlamak, yakınmak ve ona yetersizlik duygusu vermek anlamında kullanılmaktadır. Örneğin; “Hiç ders çalışmıyorsun ve sürekli arkadaşlarınla telefonla konuşuyor ya da mesajlaşıp duruyorsun, üstelik ne bu saçının hali, erkek dediğin vb.” şeklinde uzayıp gidebilir. Bu, ergenlere söylenen versiyonu; sizlerde bunu her yaş için uyguluyor ve fark etmiyor olabilirsiniz.. Eğer bu davranışları alışkanlık haline getirdiyseniz, farkında olmadan bu türden konuşmaları eşinize, komşunuza ya da arkadaşınıza da uyguladığınızı fark edeceksinizdir. Bu tipte bir davranışın bırakın çocuğunuzun davranışlarını, hiç kimsenin davranışlarını düzeltmek için iyi bir yöntem olmadığını belirmek isterim. Burada, karşıya yönelik "bence" şeklinde bir ileti var. Bu şekildeki iletişim tarzı bir iletişim şekli değildir. Dolayısıyla karşınızdaki kişi çocuğunuzda olsa, eşinizde olsa "kimse beni anlamıyor" şeklinde düşünecek ve kendisini yanız ve çaresiz hissedecektir. Kendinizi duyurmak için hiçbir savunmaya girmeden dinlemek, anlamaya çalışmak gerekir. Bu kişi, 3 yaşındaki ya da 15 yaşındaki çocuğunuzda olsa... Eşinizde olsa... Sağlıcakla kalın. |
||
Truva Reklam, Matbaacılık & Bilgisayar Ldt.Şti. | Yeni Ceyhan Gazetesi. Her hakkı saklıdır © YASAL UYARI: YENİCEYHAN Gazetesi; Sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır. Tasarım : KlasDizayn.Com | Altyapı: MyDesign |
||